1.824
2.316
Tıp biliminin her geçen gün gelişmesi, hastalıkların tanı ve tedavisinde çok büyük kolaylıklar sağlıyor hiç şüphesiz. Teknolojinin gelişmesi sayesinde anında konan tanılar, ağrısız sızısız gerçekleştirilen ameliyatlar, kısalan tedavi süreleri, anne karnında belirlenen cinsiyetler ve hastalıklar… Tüm bu gelişmelerin insan hayatında sağladığı yararlar hiç şüphe götürmezken, doğal akışı içinde seyretmesinde hiçbir sakıncası olmamasına karşın anne adaylarının sancı çekmekten korkmaları, estetik kaygılar ve tarih belirlemeleri gibi nedenlerin yanı sıra, bazı hekimlerin ise bu durumu alışkanlık haline getirmeleri veya tercih etmeleri sonucunda sezaryenle doğum oranları her geçen gün artmaktadır.
Dokuz On Kadın ve Doğum Hastanesi doktorlarından Kadın Hastalıkları, Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Çetin, ülkemizde sezaryenle gerçekleştirilen doğum oranlarının yüzde 50’lerde olduğunu belirterek, “Sezaryen doğumun bu düzeye çıkması ve artış trendi içinde olması birey ve toplum sağlığı açısından önlem alınmasını gerekli kılmaktadır” dedi.
Uzman kuruluşlar yüksek riskli hamilelik olup olmamasına göre sezaryen oranını % 15-30 aralığında makul bulduklarını hatırlatan Prof. Dr. Ali Çetin şunları söyledi: “Doğum şekli anne adayını ve ailesini tahmin edilenden daha fazla etkileyen bir olaydır. Doğum şekline bağlı olarak hem anne adayının hem de bebeğinin sağlığı kısa ve uzun vadede çeşitli zararlara uğrayabilmektedir. Anne adayının doğum sonrası normal haline ve yaşam şekline dönme süresi, emzirme süresi ve doğum sonrası yaşanan psikolojik sıkıntılar doğum şeklinden etkilenmektedir. Annenin daha sonraki gebeliklerinin seyri ve nasıl sonlanacağı gibi gelecekteki durumlarda da değişiklik olabilmektedir.”
“Sezaryen doğum anne adayı ve ailelerin yaşadığı ve en önemli anılarından biri olan doğum tecrübesini kısmen mekanikleştirmekte ve doğumun doğallığını bozmaktadır” diye konuşan Prof. Dr. Çetin, normal doğumun gerekli destekler verildiğinde anne adaylarının umduklarından daha rahat geçirecekleri bir süreç olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Ali Çetin, anne adaylarının normal doğuma öncelik vererek ve bu konuda kararlı olmaları gerektiğini vurguladığı konuşmasında, normal doğum ve sezaryenle doğum hakkındaki sorularımıza şu yanıtları verdi:
Normal doğumun anne üzerindeki etkileri nelerdir?
Normal doğum annenin psikolojik olarak daha güçlü olarak yaşama devam etmesine yardımcı olmaktadır. Anne adayının vücudunda hamilelikte normal doğuma hazırlık için çok sayıda değişiklik olmakta, kendiliğinden başlayan ve normal sonlanan bir doğum bebek sağlığı açısından da kısa ve uzun vadede çeşitli faydalar sağlamaktadır. Önemli bir gerekçe olmadıkça normal doğum yapılması gerekir.
Gebeler nasıl doğum yapacaklarına karar verirken hangi gerçekleri bilmelidir?
Kısa ve uzun vadede normal doğum anne ve bebek sağlığı açısından genel olarak daha faydalıdır. Gebelik sırasında veya normal doğum sırasında ortaya çıkan bazı durumlar kaçınılmaz olarak sezaryen doğumu gerektirebilir.
Bu sezaryen doğumların % 1-5’lik kısmı normal doğum sürecinde olan anne adaylarında önceden öngörülmemiş bir sezaryen gereksinimine bağlı olmaktadır. Doğumun anne ve bebek açısından sağlıklı seyretmesi çocuk, yenidoğan ve anestezi uzmanlarının bir takım halinde çalışması gerekmektedir. Doğumun anne ve bebek açısından sağlıklı sonlanması yeterli sağlık personeli, donanım ve hastane yönetimini birlikte gerektirmektedir. Anne adayı ile doğumda görev alacak hekimler arasında güvene dayalı sağlıklı bir iletişim olmalıdır. Doğum yapmak üzere olan anne adayı ve doğum ekibinin çok stresli durumlarda bile karşılıklı birbirlerini motive edici, saygılı ve sabırlı bir iletişim kurmaları son derece önemlidir.
Anne adayı doğum şekline karar verirken nasıl bir yol izleyebilir?
Anne adayı “öncelikle” kendisini gebelik boyunca izleyecek ve doğumunu yaptıracak sağlık kuruluşunu seçmeye özen gösterebilir. Kendisinin ve bebeğinin ve sonuçta ailesinin sağlığına karşı daha duyarlı bir tutumla hamilelik sürecinde kendisini normal doğuma hazırlayabilir. Doğum hekiminin hamilelik ve doğum sürecinde acil olan veya olmayan sezaryen doğum kararı ile karşılaştığında endişeye kapılmadan çözüme katkı yapabilir.
Çocuklarda besin alerjisi giderek artıyor. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi Alerji Klinik Şefi Prof. Dr. İlknur Bostancı, çocuklardaki besin alerjilerinin yüzde 90’ına süt, yumurta, fındık, fıstık, soya ve buğdayın neden olduğunu belirtti. Prof. Bostancı, “Besin alerjisi özellikle yaşamın ilk yıllarında daha sıklıkla görülüyor” dedi.
Dış ve dış sağlığına gerekli özenin gösterilmemesi, zamanında etkin önlemler alınmaması çocukluk çağlarından itibaren diş kayıplarının yaşanmasına neden oluyor. Diş Hekimleri ebeveynlere, çocuğun sağlıklı bir dişe sahip olması, uzun yıllar mutluluk içerisinde tebessüm edebilmesi konusunda uyarılarda bulunurken, çocuk yaşlardan itibaren dişlerin bilinçli bir şekilde bakımının yapması gerektiğini…
Sabahları yataktan kalkmak istemiyor musunuz? Kendinizi, yorgun, bitkin tüm enerjisi tükenmiş hiçbir şey yapmak istemez bir ruh halinde mi hissediyorsunuz? Gece boyu gözünüze uyku girmiyor mu? İşte bunların hepsine veya çoğunluğuna yanıtınız “evet” ise, kronik yorgunluk içindesiniz demektir.