1.824
2.316
Uzaktakileri yakınlaştıran, çocukları sevindiren, büyükleri duygulandıran, komşuyu hatırlatan, ihtiyacı olana el uzatılan, küskünleri barıştıran, tüm toplumu kaynaştıran birlik ve dayanışmanın yaşandığı günlerdir dini bayramlar. İşte yine dört gün boyunca sürecek Kurban Bayramı’nın telaşı başladı. Misafirlere ikram edilecek bol şekerli hamurlu yiyeceklerin hazırlığı, kesilecek kurbandan pişirilen yiyeceklerden oluşturulacak bayram yemekleri, özel olarak hazırlanan yöresel yiyecekler 4 gün boyunca sofraları süsleyecek. Ama bütün bunların yanında bir konuya çok dikkat edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor uzmanlar.
“Bayramların tüm güzelliklerinin yanı sıra bol hamurlu, şekerli ve kırmızı etli beslenme şeklinin çıkaracağı sorunları unutmayın” diyen uzmanlar, “Dört günde bir şey olmaz” diye tüketilecek gıdaların abartılmasının bazı kişiler için yaşamsal tehlikelerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini kaydettiler.
“Özellikle şeker, tansiyon, kalp gibi kronik hastalıkları bulunanlar, bayram mutfağının cazibesine kapılmadan, beslenme yöntemlerini değiştirmeden dikkatli olmalıdır” diye konuşan Uzmanlar, kırmızı eti tüketirken, ısrarlı ikramlar karşında hayır derken hayatınızı koruduğunuzun farkında olun uyarısında bulunuyorlar.
Bayramda da sağlıklı beslenme konusuna çok dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanların sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
-Kırmızı et tüketiminde nelere dikkat edilmelidir?
Geleneksel damak tatlarımız arasında, döner, kebap, pide ve köfte gibi yiyecekler sofralarımızın vazgeçilmezleri arasında yer alır. Kırmızı et, özellikle gelişme çağındayken içerdiği protein ve mineraller sayesinde metabolik ihtiyaçların karşılanmasında oldukça önemli bir besin maddesidir. Ancak C ve E vitamini içermezler. Bu nedenle sebzelerle birlikte pişirilmesi veya yanında sebzelerin de tüketilmesi etin en yüksek kalitede emilimini sağlar. Sindirimi zor bir besin olan et, hazırlanmasına, pişirilmesine dikkat edilmezse özellikle gastrointestinal (sindirim sistemi) gibi rahatsızlıklara neden olabilir.
-Et tüketiminde kimler daha dikkatli olmalıdır?
Diyabet, tansiyon, kalp damar hastaları ve yaşlılar et tüketiminde çok dikkat etmelidirler. Çok tüketilen et ve et ürünleri, vücutta doymuş yağ oranını arttırarak, kalp damar sistemi hastalıklarına neden olur. Fazla et tüketimi tansiyon yükselmesine, diyabete ve ödemlere yol açabilir. Bilinenin aksine kırmızı et tüketimi sağlıksız bir beslenme yöntemi değildir. Yukarıda sözünü ettiğimiz hastaların da kontrollü ve günde en fazla 80 gram et tüketmelerinde herhangi bir sakınca yoktur. Ama yağından arındırılmış olmasına dikkat edilmelidir.
-Etin hangi şekilde pişirilmesi daha doğrudur?
Etlerin pişirilmesinde haşlama, fırın veya ızgara tercih edilmeli, yağda kızartmalardan kaçınılmalıdır. Çok yüksek ısıda pişirme ve kızartma yöntemleri çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabilir. Etler yüksek ateşte pişirilmez. Çünkü yüksek ateş yüzeydeki proteinlerin birdenbire katılaşarak, ısının iç kısımlara ulaşmasına engel olur. Bu da lezzetin bozulmasına, sindirimin zorlanmasına neden olur.
-Etler nasıl saklanmalıdır?
İhtiyaç fazlası etler daha sonra tüketilmek amacıyla küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılıp buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Etler, buzlukta eksi 2 derecede birkaç hafta, derin dondurucuda (eksi 18 derece) ise daha uzun süre saklanabilir. Buzlukta saklanan etler, ısısı daha düşük ancak soğuk bir yerde çözdürülmelidir. Çözdürülen et hemen pişirilmeli tekrar dondurulmamalıdır. Ayrıca Kurban Bayramı nedeniyle kurban etlerinin mümkünse en az 6 saat dinlendirilerek tüketilmesi sağlık açısından daha doğru olur. Eğer hemen tüketilmesi gerekiyorsa çok az miktarı kullanılmalı, kalan kısım en az 6 saat dinlendirildikten sonra işlem görmelidir.
Çocuklarda besin alerjisi giderek artıyor. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi Alerji Klinik Şefi Prof. Dr. İlknur Bostancı, çocuklardaki besin alerjilerinin yüzde 90’ına süt, yumurta, fındık, fıstık, soya ve buğdayın neden olduğunu belirtti. Prof. Bostancı, “Besin alerjisi özellikle yaşamın ilk yıllarında daha sıklıkla görülüyor” dedi.
Dış ve dış sağlığına gerekli özenin gösterilmemesi, zamanında etkin önlemler alınmaması çocukluk çağlarından itibaren diş kayıplarının yaşanmasına neden oluyor. Diş Hekimleri ebeveynlere, çocuğun sağlıklı bir dişe sahip olması, uzun yıllar mutluluk içerisinde tebessüm edebilmesi konusunda uyarılarda bulunurken, çocuk yaşlardan itibaren dişlerin bilinçli bir şekilde bakımının yapması gerektiğini…
Sabahları yataktan kalkmak istemiyor musunuz? Kendinizi, yorgun, bitkin tüm enerjisi tükenmiş hiçbir şey yapmak istemez bir ruh halinde mi hissediyorsunuz? Gece boyu gözünüze uyku girmiyor mu? İşte bunların hepsine veya çoğunluğuna yanıtınız “evet” ise, kronik yorgunluk içindesiniz demektir.
Hiç yorum bulunamadı.