1.824
2.316
Mevsim şartlarının fiziksel kısıtlamalarının olumsuz etkileri, bazen karşımıza ruhsal çöküntü olarak çıkabiliyor.
Uzun gecelerin, güneşin yüzünü esirgediği kısa günlerin, soğuk ve kasvetli havaların, sağlıklı beslenilemeyen öğünlerin, kat kat kıyafetlerin giyildiği kış aylarında ‘Mevsimsel Depresyon’dan sıkça söz edilmektedir. Uzmanlar, özellikle kış aylarında uyku sorunları, davranış problemleri, mutsuzluk, zevk alamama, enerji azalması, ilişki kuramama, yeme bozuklukları gibi sorunların fazlaca yaşandığına dikkat çekiyorlar. Bu gibi durumların kış mevsiminin daha uzun sürdüğü bölgelerde daha sık görüldüğünün altını çizen uzmanlar, “Eğer bu şikayetler varsa en kısa zamanda harekete geçilmeli, mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır” diyorlar.
Depresyonun yüzde 10-20 arasında oldukça yaygın bir görülme oranının görülmesine karşın, etkili ve uygun bir tedavi alma yüzdesinin çok düşük olduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu oranın az gelişmiş ülkelerde daha da azalmakta olduğunu ifade ediyorlar. Depresyonun kolaylıkla geçiştirilecek bir hastalık olmadığının altını çizen uzmanlar, depresyondan kurtulmak için en ulaşılabilir yöntemlerin başında psikoterapinin geldiğini söylüyorlar.
Uzmanların depresyonla ilgili sorularımıza verdikleri cevaplar şöyle:
- Depresyonun belirtileri nelerdir?
Depresyon, kişilerin mesleki başarısını düşürür, iş kayıplarına, başarısızlık, işe yaramamazlık duygularına, mide hastalıklarına, baş ve kas ağrılarına neden olur.
Depresyon yaşayan kişilerin hayatları, daha önceden yaptıkları ama artık yapamadıkları şeylerle doludur. Hobilerinden uzaklaşırlar, yakınlarıyla bile konuşmaz hale gelirler. Makyaj yapmak, tıraş olmak, güzel giyinmek bir işkence haline dönüşür, yaşamın ağır yükünü gün geçtikçe omuzlarında daha fazla hissederler. Enerjisi yoktur, istek, ilgi duymaz, tahammülü azalır. Empati kurma becerileri zayıflar. Kişi bu sıkıntılardan kurtulmak, unutmak, rahatlamak için alkol, ilaç ve uyuşturucu gibi maddelere yönelebilir.
Psikolojik rahatsızlıkları bir zayıflık olarak gören ve bu yüzden yardım almaktan çekinen kişiler, olumsuz başa çıkma yollarına (alkol, uyuşturucu, kavga, içe çekilme…) başvurur. Eğer bu gibi belirtiler iki haftadan uzun sürer, sosyal ve iş yaşamında sıkıntılar başlarsa hiç düşünmeden soruna müdahale etmek gerekir. Maruz kalınan gündelik streslerle ruhsal durum açıklanamıyorsa ve dinlenme, gevşeme çabaları yardımcı olmuyorsa depresyondan kurtulmak için mutlaka yardım alınmalıdır.
- Depresyon tedavisinde psikoterapinin yeri nedir?
Depresyonun tedavisinde psikoterapi oldukça etkili bir yöntemdir. Psikoterapide (konuşma terapisi) alınan sonuçlar ilgi çekicidir. Çünkü psikoterapi ilaç kadar etkili olmaktadır ve daha çok tercih edilmektedir.
-Depresyon tedavisinde sosyal destek
Depresyonun belirtilerinden halsizlik, kararsızlık, umutsuzluk hissi ve başarısızlık duygusu yardım arama çabalarını iyice zorlaştıracaktır. Ancak yaşanılan bu sıkıntılar güvenilen bir dosta veya bir aile yakınına mutlaka anlatılmalıdır. Her ruhsal sıkıntıda sosyal destek (aile, arkadaş, akraba…) çok önemlidir. Yakın bir sağlık kuruluşuna, psikiyatri polikliniklerine, özel çalışan psikiyatristlere veya uzman psikologlara başvurulmalıdır. Hangi yöntemin veya yöntemlerin uygun olacağı konusunda uzmanınız size yol gösterecektir.
Çocuklarda besin alerjisi giderek artıyor. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi Alerji Klinik Şefi Prof. Dr. İlknur Bostancı, çocuklardaki besin alerjilerinin yüzde 90’ına süt, yumurta, fındık, fıstık, soya ve buğdayın neden olduğunu belirtti. Prof. Bostancı, “Besin alerjisi özellikle yaşamın ilk yıllarında daha sıklıkla görülüyor” dedi.
Dış ve dış sağlığına gerekli özenin gösterilmemesi, zamanında etkin önlemler alınmaması çocukluk çağlarından itibaren diş kayıplarının yaşanmasına neden oluyor. Diş Hekimleri ebeveynlere, çocuğun sağlıklı bir dişe sahip olması, uzun yıllar mutluluk içerisinde tebessüm edebilmesi konusunda uyarılarda bulunurken, çocuk yaşlardan itibaren dişlerin bilinçli bir şekilde bakımının yapması gerektiğini…
Sabahları yataktan kalkmak istemiyor musunuz? Kendinizi, yorgun, bitkin tüm enerjisi tükenmiş hiçbir şey yapmak istemez bir ruh halinde mi hissediyorsunuz? Gece boyu gözünüze uyku girmiyor mu? İşte bunların hepsine veya çoğunluğuna yanıtınız “evet” ise, kronik yorgunluk içindesiniz demektir.